Trafik

Trafik Kazalarında Uzlaşma- 1-

Türk Ceza Kanununun(TCK) 89.maddesinde yer alan ve trafik kazalarını da düzenleyen “Taksirle Yaralama”suçu da Ceza Muhakemesi Kanununun uzlaşmayı düzenleyen 253.maddesinde uzlaşmaya tabi suçlar arasında sayılmaktadır. Uzlaşma uygulamalarına bakılığında trafik kazaları gibi yaralanmaların söz konusu olduğu soruşturmalarda tarafların uzun süren yargılamanın önüne geçmek, kaza ile ilgili olayları her duruşmada hatırlamamak ya da karşı taraf ve yakınları ile adliye ortamında   karşılaşmamak vb.olumsuz duyguları yaşamamak adına uzlaşmak istediklerine rastlamaktayız. Trafik kazasından sonra taraflar kolluk biriminde ifade vermekte ve düzenlenen fezleke, Cumhuriyet  Savcılığına gönderilmekte, suçun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle de Uzlaşma Bürosu tarafından  kazanın taraflarına uzlaşma teklif edilmektedir.

Uygulamada şayet birkaç mağdur var ise uzlaşma için  CMK m.253/7 uyarınca” Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir”.hükmü uyarınca mağdurların tamamının uzlaşma teklifini kabul etmeleri istenmektedir. Örneğin dört kişinin şikayetçi olduğu trafk kazasında, mağdurlardan üçü uzlaşmayı kabul edip, bir kişinin kabul etmemesi halinde uzlaşma sağlanamamaktadır. Oysa uzlaşmanın yalnızca mağdurun değil, şüphelinin de lehine olan bir kurum olduğu düşüncesinden hareketle,yaralamalı  trafik kazası nedeniyle uzlaşma teklifini kabul eden müştekiler ile şüpheli arasında uzlaşma uygulanmalı, kabul etmeyen müşteki için şüpheli hakkında dava açılmalıdır.

Uzlaşma teklifinin kabulünden sonra “uzlaştırmacı “görevlendirilmektedir. Uzlaştırmacı olarak görevlendirilen kişi, mağdur-şüpheli varsa vekilleri ile  uzlaştırma müzakerelerini yürütmekte ve kazada ileri sürülen mağduriyetlerin giderilmesine yönelik taraflar arasında uygun bir edim ile (trafik kazalarında hukuka uygun ve orantılı  edim nasıl belirlenir konusunu bir sonraki yazımızda açıklayacağız.)uzlaşma sağlamaya çalışmaktadır. Bazen uzlaşma başarılı sonuçlanmakta bazen de mağdurun talebi özellikle maddi talepler açısından çok yüksek bulunmakta ve “bırakalım mahkemeye, bu kadar rakam da istenir mi, karşı tarafın derdi zengin olmak,mahkeme ne derse cezamızı ödemeye razıyız.” vb.söylem ile soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanamamaktadır.

Uzlaştırma müzakerelerinde taraflara, uzlaştıkları takdirde bir daha sözkonusu trafik kazası hakkında maddi-manevi tazminat talebinde bulunamayacakları hususu özellikle açıklanmalıdır.  Uzlaşmak isteyen taraflara  uzlaştıkları takdirde bir daha bu kaza konusu ile ilgili  maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacakları konusunda Ceza Muhakemesi Kanununda hüküm  çok açıktır. Özellikle uzlaştırmacı tarafından taraflara bu hüküm hatırlatılmalıdır. CMK m.253/19 “…Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haizbelgelerden sayılır.” şeklindedir.Maalesef uygulamada bazı uzlaştırmacılar tarafından, salt uzlaşma sağlanması adına tarafların uzlaşmaları halinde daha sonradan maddi/manevi tazminat taleplerine  yönelik dava hakkının olduğu algısı verilerek yanıltıldıklarına rastlamaktayız.

Trafik kazasına karışan taraflar açısından, zarar ve mağduriyetlerinin karşılanmasına yönelik hukuka uygun ve orantılı  edim ile anlaştıkları ve uzlaşma sağlandığı  takdirde, onarıcı adalet ilkesi gereği mağdurun zararı giderilmiş olmaktadır. Yine  uzun süren yargı sürecinin önüne geçilecek olması nedeniyle de  uzlaşma kurumunun trafik kazalarında başarılı bir şekilde  uygulanacağına olan inancımla, kazasız ve sağlıklı sürüşler dilerim.